İstanbul, 5 Temmuz 2025 tarihinde beklenmedik bir sarsıntı ile güne uyandı. Kandilli Rasathanesi ve AFAD tarafından anında yapılan açıklamalar, depremin büyüklüğü ve merkez üssü hakkında kısa sürede bilgiler sağlamaya başladı. İstanbul'da pek çok kişinin merakla beklediği bu gelişme, özellikle son yıllarda artan depremsellik riski ile gündemdeki yerini koruyor. Peki, bu deprem ne zaman, nerede ve ne büyüklükte gerçekleşti? Ayrıntılara birlikte bakalım.
5 Temmuz 2025 tarihinde İstanbul’un Pendik ilçesinde meydana gelen depremin büyüklüğü 4.7 olarak kaydedildi. Depremin derinliği ise 10 kilometre olarak ölçüldü. İlk verilerin açıklanmasının ardından sosyal medyada panik ve endişe dolu paylaşımlar hızla yayıldı. Birçok İstanbullunun şok içinde sarsıntı anını yaşadığı bildirildi. Arama kurtarma ekipleri, olası hasar tespiti yapmak için hemen saha çalışmalarına başladılar. Kandilli Rasathanesi ve AFAD, depremin ardından düzenli olarak güncellemeler yaparak, halkı bilgilendirmeye devam etti.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), yaşanan olayla ilgili olarak halkın can ve mal güvenliğini ön planda tutarak, herhangi bir olumsuz durumla karşılaşmamaları için dikkatli olunması çağrısında bulundu. Ayrıca, panik yaratacak haberlerden kaçınılması ve doğru bilgiye ulaşılmasının önemine vurgu yapıldı. İstanbulluların, meydana gelen depremin ardından dikkatli olmaları ve bulundukları yerden hemen çıkmamaları gerektiği önerildi. Üsküdar, Maltepe ve Kadıköy gibi bazı yakın ilçelerden de benzer sarsıntılar rapor edilmekteydi; bu da deprem kaynaklı kaygıları artırdı.
Uzmanlar, İstanbul’un birçok yerinin fay hatları üzerinde bulunduğu ve bu nedenle sarsıntıların devam edebileceğini belirtiyor. Yaşanan bu son depremin, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden jeofizik mühendisleri tarafından değerlendirildiğinde, bölgedeki diğer fay hatlarının durumunu göz önünde bulundurmak gerektiğini ifade ediyorlar. İstanbul genelinde süregelen depremsellik riski göz önünde bulundurulduğu zaman acil durum tatbikatlarının önemi daha da artıyor. Uzmanlar, vatandaşların bu tür olaylar sonrası kendilerini ve ailelerini doğru şekilde hazırlamaları gerektiğini vurguladı. Temel ihtiyaçlar ve kaçış yollarının belirlenmesi gerektiği hatırlatıldı.
Özellikle gençlerin ve çocukların bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Okullarda deprem eğitimleri düzenlenerek, deprem anında ne yapılması gerektiği konusunda bilgi sahibi olmaları sağlanmalı. Ayrıca, ailelerin kendi evlerinde deprem çantası hazırlamaları ve acil durum senaryoları üzerinde konuşmalarının faydalı olacağı ifade edildi. İstanbul’un hem tarihi hem de bulunduğu coğrafi konum itibarıyla deprem riski yüksek bir şehir olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, yapıların dayanıklılığı ve güvenilirliği konusunda da sürekli güncellemeler yapılması gerektiği uzmanlar tarafından dile getiriliyor.
Sonuç olarak, İstanbul'da meydana gelen bu deprem, hem halkta bir uyanış yaratmalı hem de can ve mal güvenliğinin artırılması yönünde atılacak adımların önemini yeniden gündeme getirmelidir. Deprem sonrası yaşanan panik ve korku, aslında doğru bilgi ile yönetildiğindeki önemini kaybedecektir. İstanbulluların ilgili kurumların açıklamalarını dikkatle takip etmeleri ve aldıkları önlemleri en üst düzeye çıkarmaları gerektiği bir kez daha vurgulanmaktadır. Gelişmeleri yakından izleyerek, şehirdeki depremsellik durumu ile alakalı olan gelişmeler hakkında bilgilendirmeleri kaçırmamak önemlidir.